İnsan yapısı gereği sosyal bir canlıdır… Bu cümleyi hayatınızın bir yerinde mutlaka duymuşsunuzdur. Cambridge Sözlük ise bu sözün günümüz dijital dünyasında nasıl farklı bir boyut kazandığını gösteren “parasosyal” kelimesini yılın kelimesi olarak seçti.
Yıl 2025. Artık evcil hayvanlarımızın bile TikTok hesabı var. Sosyal medya, yalnızca hayatlarımızı paylaşma alanı olmaktan çıktı; gerçek ile sanal arasındaki çizgilerin giderek inceldiği dev bir sahneye dönüştü. Bu sahnede ise pek çok kullanıcı, hiç tanışmadığı influencer’larla duygusal bağlar kuruyor. Onları hayatının doğal bir parçası gibi görüyor. Dijital çağın ritmini yakalamayı seven Cambridge Sözlük de tam bu nedenle “parasosyal” kavramını öne çıkarıyor.
Parasosyal Ne Demek?
Parasosyal (Parasocial Relationship), bir kişinin ünlü ile kurduğu duygusal bağ demek. Bu ünlü kişi bir sosyal medya fenomeni, şarkıcı, kitap kahramanı veya bir film yıldızı olabilir. Tanım olarak bu ilişki, karşılıklı iletişim olmayan ama kişiye sanki gerçek bir bağ varmış gibi görünen duygusal bir durumdur. Genellikle influencer’lar, ünlüler ya da çevrimiçi içerik üreticileri üzerinden ortaya çıkar.
Sosyal medyada birinin hayatına sürekli tanık oldukça onu tanıyormuş gibi hissederiz. Hikâyelerini izleriz, rutinlerini öğreniriz, düşüncelerini takip ederiz. Bu tekrar eden etkileşimler zamanla güçlü bir tanıdıklık duygusu yaratır. Böylece kişi kendisini hiç tanımayan birine karşı samimiyet veya hayranlık geliştirebilir. Dolayısıyla bu ilişki, dijital çağın görünmez ama etkili bağlarından biridir.

Parasosyal Etkileşim Nasıl Oluyor?
Parasosyal etkileşim, takipçinin karşı taraftan gerçek bir yanıt almamasına rağmen etkileşim varmış gibi hissetmesiyle başlıyor. Bir influencer’ın günlük vloglarını izlemek, paylaşımlarına yorum yapmak bile bu süreci tetikliyor. Karşı taraftan hiçbir geri dönüş olmasa bile beğeniler, yorumlar ve düzenli içerik tüketimi kişiye “onun hayatının içindeyim” hissi veriyor.
Etkileşim çoğu zaman küçük adımlarla gelişiyor. İçerik üreticisinin samimi bir dil kullanması, “sen” diye hitap etmesi bile algıyı değiştiriyor. Öte yandan yaşadığı duyguları açıkça paylaşması yakınlık algısını güçlendiriyor. Kullanıcı, bu paylaşımları gerçek bir arkadaş sohbeti gibi algılayabiliyor.
Sonunda ortaya çıkan şey, gerçek olmayan ama çok güçlü hissettiren bir bağlılık oluyor. Kişi, içerik üreticisini korumak isteyebiliyor, onun kararlarını destekliyor, hayatındaki değişimlere duygusal tepkiler verebiliyor. Kısacası parasosyal etkileşim, dijital dünyada yalnızca izleyerek bile ilişki kuruyormuş hissi yaratan bir süreç.
En Yakın Dostu Yapay Zekâ Olanlar da Tehlikede
“Parasosyal” kelimesi aslında en çok Taylor Swift’in yüzüğüyle ilgili ortaya çıkan tartışmalar sırasında duyuldu. Hayranların, Swift’in bir aksesuarı üzerinden bile yoğun duygusal bağlar kurması dikkat çekiciydi. Bu da tek yönlü ilişkinin ne kadar güçlü olabileceğini yeniden gündeme taşıdı. Ancak mesele artık sadece ünlülerle sınırlı değil. Yapay zekâ ile kurulan iletişim geliştikçe parasosyal hissin boyutu da genişliyor.
Cambridge Sözlük, yılın kelimesini seçerken yapay zekâ çağını tanımlayan yeni terimleri de sözlüğe ekledi. Bunlar arasında; sosyal medyada dolaşan, düşük kaliteli ve anlamsız yapay zekâ içeriklerini tanımlayan “slop” kelimesi de yer alıyor. Herhangi bir görüntüyü hızla viral bir meme’e dönüştürme eylemi olan “memeify” da yer alıyor.

